Italya Günlükleri Venedik

 Tam son gaz blog yazmaya başlamışken araya bi boşluk girdi,o arada neler neler yaptım..
Öncelikle şunu belirtiyim İtalya gezimiz klasik Venedik,Floransa,Roma şeklinde oldu ve ben bunları anlatırken bol fotoğraf az lafla bir postta hepsini anlatmak yerine birkaç postla daha verimli bi sindirime ulaşmayı hedefliyorum.
 
Hazır başından başladık, yolculuğu es geçmek istemiyorum.Duty free davası kimsenin bakmadan geçiceği cinsten değil.

Böyle kofreler gördükten sonra Italya’nın altını üstüne getirmeye artık hazırdım.Yolculuğu fazla uzatmadan zamanı vapurettodan inişimize sarmak istiyorum.


  Rüya gibi bi karaya adım attık, şansa gittiğimiz zaman Venedik Karnavalına denk geldi ve bu rüyanın kahramanları Venedik’in en ücra köşelerinde bile kontes,prenses kostümleriyle bizi selamlıyorlardı.Yani bu bembeyaz,kapalı ve dondurucu hava heyecanımızı bastırmaya yetmedi.
Venedik’in suların üzerine yapılmış bi ada şehri olduğunu biliyosun.O yüzden Istanbul’da yer yön olayını herkes gibi denize çıkan yollardan bulan ben için her yerin deniz olması, hele ulaşımın köprülerden geçilerek yapılması orda bi süre dönüp dolaşıp aynı yerlere çıkmama sebep oldu.
Sonra bi baktım ki Venedik aslında o dönüp dolaştığım yer kadarmış..
 
Gelelim o masal kahramanlarına ve yaşandığı şehre..
San Marco meydanındayız.
 
 
Yapılar da bi o kadar görkemli..

Artık meydandan ara sokaklara sapıyoruz.Burda sıradan birşey bulmak neredeyse imkansız!
Vitrinler bişeyler satma fikrinden uzak, daha çok ‘Bak böyle de havalıyız’ imajıyla çarpıcı.
Ara sokaklarda yürüdüğünü sanarken karşına köprüler çıkıyor, o da ne! 
GONDOL!
Bayanlar baylar, köprüleri aşarak en büyüğüne ulaştık :
Ponte di Rialto
Fotoğrafı çektim, döndüm vee..
AMAN TANRIM! Bizi ısırmaya gelen birileri var.
 
Bu köprüden indiğinde unuttuğumuz midemiz için minik pizzerialar var.Orda pizza molası verip başka ara sokaklardan San Marco meydanına doğru yola koyulduk.
Ara sokaklarda yemek içmek hatta alışveriş (marka olmayan parçalar) meydandakilere göre çok daha hesaplı olduğu için diğerlerinden fazla tercih ediliyor ama yine de ara sokaktaki maskelerin € 25.00 ya kadar çıktığını görebiliyoruz.
Burda bi maskeye 50 liradan fazla vermekten bahsediyorum. 
(Alışveriş yapıcak çok yer olmasına rağmen hayal ettiklerimi bulamadım.Anladım ki magnet, hediyelik eşya alınıcak yer dedikleri tam da burası!)
‘Sonunda ben de maskemi taktım ve kahramanımı buldum!’ derken yaşı başı geçmiş lordun Türk kızına göz koyması adlı çalışmayı izliyosun.
Artık günü tamamlarken bu soğukta hala yüzüne prenses makyajı yaptıran kızlar var.
Makyajı yapan ayna kullanmak yerine fotoğrafını çekip gösteriyor kıza yüzünü.
Ayrıca o saçlar da gerçek..Burdaki herkes hayal ürünü gibi görünüp aslında kanlı canlı insanlar.
Venedik bize böyle veda etti.Otele yerleştikten sonraysa bizi efsane bi akşam yemeği bekliyordu.
Yemeğin incisi şaraptı, ev şarabı.
Bugünden sonra içtiğimiz hiç bir şarapta bu lezzeti bulamadık.Ev’in italyancasını öğrenip inglizceyle harmanlayıp casa del vine falan deyip durduk gittiğimiz yerlerde.
Yemek meselesini de sonraki postlarda konuşalım.
 
 
Sonuç olarak
Venediğin altını üstüne getirdik ve en güzel zamanında ordaydık.Bi daha gitsem gondol gezintisinden başka bi uğraş bulamam.
Yani bi daha gitme fikrini bırak orda 2. günde sıkılırım.
Gitmeyen için mutlaka karnaval zamanı gidilip görülesi bi yer.
 
Venedik hakkında sormak ya da söylemek istediğin bişey varsa yorumlara sonuna kadar açığım.Düşündüğünü belirtmen çok hoşuma gidicek :)
 
Sonraki durak Floransa!Artık alışveriş yapmaya başlayabiliriz!
Tags from the story
, , ,
More from Cansın Ekşi

City Chic

Don’t mind the “city chic” headline; these are actually from my trip...
Read More

Leave a Reply